Ağustos 15, 2011

Ramazan’ı şeker gibi geçirin

Oruçta gelişen kan şekeri yükselmesi ya da düşmesi sağlıklı kişilerde önemli sorun yaratmazken, diyabetlilerde tehlike oluşturuyor. Diyabetliler doktora danışmadan oruç tutmamalılar.

SAĞLIKLI bireylerde bile değişen beslenme ve öğün düzeni kan şekerini normal zamana göre daha fazla etkilediği gözlemlenmektedir. Buna rağmen sağlıklı bireylerde, orucun hiçbir zararlı sonuç ortaya çıkarmadığı araştırmalarla kanıtlanmıştır. Fakat birden gelişen hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) ve hiperglisemi ( kan şekeri yükselmesi) bireylerin oruç tutmasını zorlaştırabilir. Bu değişiklikler özellikle diyabet hastaları için tehlike oluşturabilir.  Tip1 diyabeti olan hastaları insüline bağımlı hastalar, tip 2 diyabeti olan hastaları ise insülinden bağımsız hastalar olarak adlandırılabilir. Ramazanda  oruç tutan  diyabet hastaları, kesinlikle beslenme düzenini belirlemek ve kan şekerinin takibi sağlamak amacıyla bir doktora başvurmalıdır. Ramazan’da tip 1 diyabetli hastaların tip 2 diyabetli hastalara nazaran kan şeker düzeylerini ayarlamak daha zor olur. Tip 2 diyabeti olan hastalar tedavileri insüline bağımlı olmadığı için oruç tutmaları daha kolay olur.

Aşırı kilolu hastalar dikkat

Araştırmalar ışığında, aşırı kilolu tip 2 diyabetli hastalara hem kilolarını düzenlemek hem de tedavi sürecine  yardımcı olması açısından  doktor kontrolünde oruç tutmaları önerilir. Kan şekerini dengede tutmak için sahur ve iftar öğününe ek olarak mutlaka 1 ya da 2 ara öğün ekleyerek öğün sayısı 3 ya da 4 e çıkartılmalıdır. İftar ve sahurda besinleri birden, büyük bir porsiyon şeklinde tüketmek yerine besinler az ama sık tüketilmelidir. Mümkünse basit karbonhidratlar kısıtlandırılmalıdır. Pirinç pilavı tüketmek yerine bulgur pilavı, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

{lang: 'tr'}

Leave a Reply